Battlefield 3 Hikayesi

CinAli83 14 Haziran 2016

  1. CinAli83

    CinAli83 Türk Timi Clan Lideri Site Yetkilisi

    217
    230
    100
    Windows XP Chrome 49.0.2623.112
    Burada Battlefield 3'ün Hikaye Modu'nu inceledim. Her bölüm için ana görevleri, kullandığımız silahları ve araçları görebilirsiniz. Yazının orijinali için blog'umu ziyaret edin. Teşekkürler.


    http://ucantosbaaaa.blogspot.com.tr/



    Semper Fidelis

    [​IMG]

    Yıl 2014. Kasım'ın 14'ü. New York City'deyiz. Adımız Henry Blackburn ve bir treni durdurmaya çalışıyoruz. Gecenin bir vakti, silahımız yok ve arkaplanda polis sirenlerini duyuyoruz. Tren yaklaşıyor, sesini işitiyoruz. Üst geçitten trenin geldiğini görüyoruz ve trene binmek için yapabileceğimiz tek bir şey var, atlamak. Tren son sürat ilerlerken atlıyoruz ve üstüne düşüyoruz. Düşmenin etkisiyle afallıyoruz ve tutunacak bir şey arıyoruz. Ama öyle bir şey yok. Trenin sonuna doğru kayarken en ucundaki ufacık bir çıkıntıya tutunup aşağı doğru ivmelenirken arka pencereye tekme atıp içeri salınıyoruz. Böylece de bir PLR üyesini (People's Liberation and Resistance) yere seriyoruz. Yüzleri maskelerle örtülü, acımasız PLR üyeleri. Düşürdüğü M9 Beretta'yı elimize alıyoruz ve diğer PLR üyelerini vuruyoruz. Trendeki siviller ölü. Kompartımanda ilerliyoruz.

    Vagonlar arasındaki kapıya sıkıştırılmış bir M1014 Benelli yarı otomatik pompalıyı alıp kapıyı açıyoruz. Biraz ilerledik derken bir PLR üyesi gizlendiği yerden hışımlı çıkıp bizi bıçaklamaya çalışıyor. Ani bir hareketle Benelli'yi kalkan olarak kullanıyoruz. Adamı tek bir hareketle iki büklüm edip sırtındaki AKS-74U Kalaşnikov'la cama ateş ediyoruz. Camı kırılan pencereden adamı trenin dışına itiyoruz.

    Aşırı sessiz. Her yer kirli. Sonraki vagona geçeceğimiz kapı karşımızda. Yaklaşıyoruz. Kapıda bir silüet beliriyor. Kapıya bir şey yerleştiriyor. Bip bip bip. Bu bir bomba! Hemen çıkmamız lazım. Kapının yanındaki pencereden dışarı çıkıp öteki vagona atlıyoruz. Bom! Arkadaki vagon raylarda metal sesi çıkarıp kızıl kıvılcımlar eşliğinde ortadan kayboluyor. Düşmanımız Süleyman, pencereden bize ateş ediyor ve dengemizi kaybediyoruz. Düşmek üzereyiz. Elimiz kayıyor ve her şeyin bittiğini düşünüyoruz. Ancak vagonların dışında bulunan merdivenlerin en aşağıdaki basamağına tutunmayı başarıyoruz. Raylarla aramızda 30 santimetre var. Tüm gücümüzle merdivenlerden yukarı çıkıyoruz ve artık trenin çatısındayız. Neyse ki kurşun da bizi ıskalamış.

    Trenin üstünde çok zor ayakta duruyoruz. Üstümüze gelen rüzgar hareketimizi güçleştiriyor. Zor bela ilerlerken PLR üyeleri sağdan soldan yukarı çıkmaya, bizi öldürmeye çalışıyor. Başarısız oluyorlar çünkü silahlarla aramız çok iyi. Hepsini indiriyoruz. Trenin motor kompartımanına yaklaşıyoruz. 3 vagon sonrası. Başarının kokusunu alabiliyoruz. Derken bize en yakın vagonda bir patlama oluyor ve vagonun çatısı uçuyor. Yanında bir PLR üyesi de havalanıyor. Vagonlar arasındaki bağ kopmadığı için bir an önce açılan delikten içeri girmeliyiz.

    İçeri atlıyoruz. Yine hareketimiz rahat. Beş altı PLR üyesiyle daha çatışıyoruz. Yine bir sessizlik oluyor. Kötü bir şey yaklaşıyor olmalı. Motor kompartımanına 2 vagon daha var. İlerliyoruz. Yavaşça sonraki vagona geçiyoruz. Burada kimse yok. Patlayıcılar burada ve korunaksız. En azından biz öyle sanıyoruz.

    Son vagonu görüyoruz. Motor bölümü. Aramızda tek bir kapı var. Ama camı buğulu, içeriyi göremiyoruz. Kapıyı hızlıca açıp silahımızla içerideki tehditlere karşı doğrultuyoruz. Tek bir PLR üyesi var ve o da silahsız. Ellerini yukarı kaldırıp kamburlaşıyor. Teslim olduğunu belirtiyor vücuduyla. Ama bir şey eksik. Süleyman nerede? Sağdan yediğimiz bir darbe bizi seriyor, silahımızı düşürüyoruz. İşte orada, üstümüzde bize silah doğrultuyor. Yalnız olup olmadığımızı soruyor. Süleyman bizi tamamen kontrol altına alıyor.

    Operation Swordbreaker


    [​IMG]

    Oyuna Henry Blackburn'le devam ediyoruz. Tarih; 15 Mart 2014. Yer, Süleymaniye, Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Irak. Çavuş olarak mangamız Misfit 1-3 ile birlikte LAV-25 Piyade Saldırı Aracında yol alırken telsizden yeni bir emir alıyoruz. Görevimiz, el yapımı patlayıcı aramakla görevlendirilmiş bir manganın konumunu bulmak.

    Aracımızdan inip talimatları almak üzere komutan subayımız Cole'un yanına gidiyoruz. Bize Viper adlı mangayla iletişimin kesildiğini ve PLR'dan önce onları bulmamız, korumamız ve kurtarmamız gerektiğini söylüyor. Talimatları aldıktan sonra yola koyuluyoruz.

    Bir otoparka geliyoruz. Etrafa göz gezdirirken mangamızdan bir er, keskin nişancı tarafından göğsünden vuruluyor. Hemen onu içeri taşıyoruz. Bu sırada PLR üyeleri bize saldırmaya başlıyor ve onları geri püskürtüyoruz. Otopark temizlendikten sonra içeride toplanıyoruz ve yaralı silah arkadaşımız için yardım çağrısında bulunuyoruz. Sırada bu keskin nişancıyı bulmak ve etkisiz hale getirmek var.

    Garajın çatısına çıkıyoruz. Keskin nişancı bizi rahat bırakmıyor ve bütün açık alanlarda bizi ateş altında tutuyor. Arkadaşımız Montes bir kurşunu değerlendirerek 50 kalibre olduğunu söylüyor. Çok dikkatli bir şekilde çatıda siperden sipere geçiyoruz. Hedefimizin olduğunu bildiğimiz ama tam olarak yerini kestiremediğimiz otel binasına doğru mangamız bastırma ateşi sıkarken biz de AT4 Roketatarla ateş ediyoruz ve keskin nişancıyı etkisiz hale getiriyoruz.

    Biz çatıdayken yaralı eri taşımaya gelen birlik bizden koruma istiyor. Elimizdeki Mk11 Mod 0 Yarı Otomatik Uzun Namlu Tüfeğimizle, sokağı PLR üyelerinden temizliyoruz ve birlik rahatça konumuna ulaşıyor.

    Koruma görevinden sonra binada bize doğru bir hareketlilik duyuyoruz ve hemen oradan ayrılmamız gerekiyor. En yakın çatıyla aramızda atlayamayacağımız bir boşluk var. Bulduğumuz bir kalasla köprü yapıp karşıya geçiyoruz ve çatıdan çatıya atlayarak sokak seviyesine iniyoruz.

    Otelin karşısındaki binaya giriyoruz ve 8-9 PLR üyesiyle çatışıyoruz. Ardından aradığımız manganın iki erinin yerde ölü olduğunu görüyoruz. Binadan çıkıp aşırı hasar görmüş bir HMMWV Askeri Rraç ve içinde ağır bir şekilde yaralanmış çavuşu görüyoruz. Hemen yanında da sivil bir transporter var ve altından kablolar geçiyor. Bunun el yapımı patlayıcı olduğunundan şüpheleniyoruz ve kabloyu takip ediyoruz.

    Takip ettiğimiz kablo ateşleyici bir düzeneğe bağlı ve bizim bunu deaktive etmemiz gerekiyor. İki adet kablo girişinin ilkini çekiyoruz. İkincisi için zamanlayıcı çalışmaya başlıyor. Elimiz öteki girişe giderken bir gölge beliriyor, saldırıya uğruyoruz. Bize saldıran PLR üyesiyle yumruk yumruğa dövüşüp onu yere seriyoruz ve bombayı çözmek için çok az bir vaktimiz kalıyor. Bütün hızımızla öteki kabloyu da çıkarıyoruz ve tamam, el yapımı patlayıcı etkisiz hale geliyor. Ancak yardıma çağırılıyoruz, mangamız açık alanda çok dikkat çekiyor.

    Bölgeye çok sayıda PLR üyesi akın etmeye başlıyor. Onlarca silahlı PLR üyesi bize saldırıyor. Üst geçide çıkıp M249 Hafif Makinalı Tüfeği elimize alıp elimizden geldiğince mangamızı savunuyoruz. Yaptığımız çağrılarla bölgeye AH-6 Little Bird Keşif Helikopterleri geliyor ve böylece PLR korkup kaçıyor. Bu sırada başka bir yönden bölgeye akın etmeye başlayan PLR ile çatışmaya tekrar başlıyoruz. Onları kendi silahlarıyla, KORD Ağır Makinalı Tüfeğiyle vuruyoruz. O sırada deprem oluyor ve dengemizi kaybedip yere düşüyoruz. Sersemlemiş bir halde karşıya bakıyoruz, bir apartman bize doğru yıkılıyor ve yıkılırken bir helikopteri de patlatıyor. Sonunda göçük altında kalıyoruz ve bilincimiz kapanıyor.

    Uprising

    [​IMG]

    Süleyman'ın sesiyle uyanıyoruz. Depremden sonra sersemlemiş, mangamızdan diğer bir erle konuşuyor. Ona seçme hakkı sunduğunu söylüyor. Yaşamak veya ölmek. Sonra bir askeri emredildiği üzere sersemlemiş erin yanına geliyor. Erin acı çığlıklarını duyuyoruz.

    Gecenin bir vakti bilincimiz tekrar yerine geliyor. Üstümüzde duran ve bizi gizleyen beton parçalarını kaldırıyoruz ve kendimizi serbest bırakıyoruz. Kıyafetlerimizden ve M9 Bayonet bıçağımızdan başka üzerimizde bir şey yok. Yolda açılan yarık da bizi gizleyen tek şey. Her yerde PLR var. Dışarı çıkmamız için megafonla çağrı yapıyorlar. Onlara güvenmiyoruz. Yarıkta ilerliyoruz.

    Bir grup PLR üyelerinin toplandığını yerin biraz gerisinde hasarlı bir HMMWV aracı ve içinde ölü bir Amerikan askeri görüyoruz. Önümüze düşen askerin radyosundan bir çağrı duyuyoruz. Misfit Actual, mangamızın bağlı olduğu birlik bize gitmemiz gereken yeri söylüyor ve bunu duyuyoruz. Hedefimizi bilerek ilerlemeye devam ediyoruz.

    Bir su borusunun içinden ilerlerken bir lağım faresi karşımıza çıkıyor ve eldivenimizi ısırıyor. Bir yandan da ciyaklıyor. Yerimizi ifşa edeceğinden korkuyoruz ve fareyi öldürüyoruz. Karşımızda saatler öncesinde girdiğimiz binayı görüyoruz ve içeri giriyoruz.

    Bir şeylerle uğraşan ve sırtı bize dönük bir PLR üyesi ve biraz ilerisinde iki arkadaşını görüyoruz. Sessizce yaklaşıyoruz. Arkasına geldiğimiz anda bıçakla saldırıp, AKS-74U Kalaşnikov silahını alıyoruz. Ve arkadaşlarını da vuruyoruz. Daha çok kişi akın ediyor ve onları da indiriyoruz.

    Binadan çıktığımızda dışarıda 3 düşman askeri görüyoruz. Tam o sırada bir V-22 Osprey Amerikan Helikopteri bölgeye geliyor ve dikkatlerini dağıtıyor. Böylece üçünü birden rahatça etkisiz hale getiriyoruz. Yolumuza devam ediyoruz.

    Bir otoparka geliyoruz ve nöbet tutan bir sürü asker görüyoruz. Tek başımıza hepsiyle çatışıp alanı temizliyoruz. Buraya ilk geldiğimizde mangamızdaki erin keskin nişancıyla vurulduğu yere geldiğimizi görüyoruz. Artık yolumuzu biliyoruz.

    Bir artçı deprem oluyor ve garajın kapılarını kapatıyor. İçeride kapana kısılıyoruz. Silah seslerini duyan bir grup PLR askeri garaja yönelip önümüzdeki kepenkleri kaldırıyor ve onlarla çatışıyoruz. Alanı temizledikten sonra sokağa çıkıyoruz ve yolda ilerliyoruz.

    Yolu kapatan bir otobüsün içine giriyoruz ve karşımızda gireceğimiz binayı, okulu görüyoruz. İlerlerken okuldan bir asker çıkıp otobüse RPG-7V2 Roketatarıyla saldırıyor ve patlamanın etkisiyle yere düşüyoruz. Hemen toparlanıp bize saldıranlara karşı ateş açıp alanı temizliyoruz. Bir iki adım attıktan sonra tekrar düşmanla karşılaşıyoruz ancak bu çatışmayı kazanan afet oluyor. Düşmanın başına yanlarındaki bina yıkılıyor ve onları göçük altında bırakıyor. Okula devam ediyoruz.

    Binada 2 PLR askeri daha indiriyoruz ve alt kata iniyoruz. Giriş kapısına doğru ilerlerken bir asker karşımıza çıkıp durmamızı emrediyor. Bu asker mangamızdan Montes. Sonunda bir arkadaşımızı buluyoruz ve birlikte kurtarma sahasına doğru ilerliyoruz. Yanımızda birisi olduğu için memnunuz.

    İşaret fişeğinin olduğu kurtarma sahasını görüyoruz ve V-22 Osprey Amerikan Kurtarma Helikopterleri gelene kadar bölgeyi düşmanlardan uzak tutuyoruz. HMMWV aracının .50 Kalibre M2 Browning Ağır Makinalı Tüfeğini kullanıp onlarla düşmanı püskürtüyoruz. Aracımıza isabet eden bir RPG-7V2 Roketatarı bizi araçtan dışarı fırlatıyor ve o sırada bizi almaya gelen helikoptere doğru koşmaya başlıyoruz. Helikopterin girişinde Montes bize yardım eli uzatıyor ve ona tutunup helikoptere biniyoruz. Arkamızda bıraktığımız büyük yıkımı izleyerek bölgeden uzaklaşıyoruz.

    Going Hunting

    [​IMG]

    Oyuna Pilot Teğmen Jennifer Hawkins olarak devam ediyoruz. Tarih, 31 Ekim 2014. Yer, Basra Körfezi. Hedef Mehrabad Havalimanı, Tahran, İran.

    Basra Körfezi'nde USS George H.W. Bush Uçak Gemisindeyiz. Görevimiz Mehrabad Havalimanı'ndaki askeri hedeflere hava saldırısı düzenlemek ve El-Beşir'i etkisiz hale getirmek. Göreve başlamak için güverteye çıkıyoruz ve iki adet F/A-18F Super Hornet İki Koltuklu Savaş Uçağına görüyoruz ve bize yakın olana biniyoruz. Uçmadan önce prosedüre uyup temel kontrolleri yapıyoruz. Her şeyin düzgün çalıştığından emin olduktan sonra havalanıyoruz ve birlikte hedefe doğru uçuyoruz.

    Radarda bir çift İran Hava Kuvvetleri uçağı görüyoruz ve hızlıca ara kapanıyor. Karşımızdan bize ateş ederek çıkıyorlar ve peşlerine düşüyoruz. Farklı yönlere giden uçaklardan sağa döneni kovalıyoruz ve hızımızı artıyoruz. Saldırmaya hazırlanırken düşman uçağı hızını büyük ölçüde düşürüyor ve arkamıza geçiyor. Artık savunma yapıyoruz. Bir iki güdümlü füze saldırısını savuşturduktan sonra bu kez biz hızımızı kesiyoruz ve tekrar düşmanın arkasına geçiyoruz. Saldırıda bulunup uçağı indiriyoruz.

    Gökyüzünü düşman uçaklarından temizledikten sonra havalimanına doğru bölgedeki tehditleri yok etmek için yol alıyoruz. Bölgedeki uçaksavarları, park halindeki Su-35BM Flanker-E Uçaklarını yok ediyoruz ve kaçmak için hazırlanan El-Beşir'in aracına ve çevresindeki yardımcılara hedef alıp hava saldırısı düzenliyoruz. Hayatta kalanlara tekrar saldırı düzenliyoruz ve görevimizi başarıyla yerine getirip uçak gemisine geri dönüyoruz.

    Operation Guillotine

    [​IMG]

    Blackburn olarak Tahran, İran'dayız. Tarih 31 Ekim 2014. Mangamızla bir tepede konuşlanmış emir bekliyoruz ve hava saldırısının başarısız olduğunu öğreniyoruz. Ana hedefimiz El-Beşir'i bulmak. Bir bankada onun hakkında bilgi olduğunu tahmin ediyoruz. İlk görevimizse aşırı korunaklı bir ileri karakolu işlevsiz hale getirmek. Emir geliyor ve Campo bize M224 Havan Topunu veriyor. Tepeden aşağı koşuyoruz. Yolumuzu havan toplarıyla dövüyorlar ve birkaç kayıp veriyoruz. Tepenin eteğine indikten sonra havan topunu yerleştiriyoruz ve Campo'yla Montes havan topuyla karşı saldırı düzenliyor. Biz de komutanımız Cole'un yardımıyla ilk duvarı aşıyoruz ve Haymaker Mangası'yla su kanalından binaya doğru ilerliyoruz.

    Binanın dışına kurulmuş ağır makinalı tüfekler ve onlarca asker var. Büyük bir çatışmaya giriyoruz. Düşman siperlerini bombalayıp ağır makinalı tüfekleri indiriyoruz ve binanın yan girişine geliyoruz. Girişin camlarını kırıp içeri bombalıyoruz ve patlamanın etkisinden kaçmak isteyen bir düşman askeri giriş kapısını açıyor ancak yanarak can veriyor. Başarıyla içeri giriyoruz.

    Binada ilerlerken kapalı bir kapıyı açmak için yaklaşıyoruz. Ancak düşman askerleri bizden önce davranıp kapıyı üstümüze açıyor ve dengemizi kaybediyoruz. Yine de kurdukları tuzak etkisiz kalıyor, düşman askerlerini indiriyoruz. İleri karakol temizlendiği için sokakta bulunan HMMWV Araçları bizi de alıp ilerleyebiliyor.

    El-Beşir'in sığınağı bankaya doğru ilerlerken bir asker rotamızdan endişelendiğini belirtiyor. komutanımız Cole ise bunun en hızlı yol olduğunu, bankaya bir an önce ulaşmamız gerektiğini söylüyor. Uzun bir tünelden geçiyoruz.

    Tünelden çıktıktan sonra ileride araçlarla bir barikat kurulduğunu görüyoruz. Erler her ne kadar endişeli olsa da Cole bunun bir risk olmadığına karar veriyor. "Bizim geçmemizi bekliyorlar ancak bekleyerek düşmanı şaşırtmaya gerek yok" diyor. Barikata yaklaşınca araçlarımızdan inip geçişi engelleyecek şekilde yerleştirilmiş bir tankerin yanına gidiyoruz. Düşman ileride bulunan üst geçitten bir RPG-7V2 Roketatarıyla tankeri vuruyor ve herkes patlamanın etkisiyle savruluyor. Üç askerimiz ölüyor ve biz çatışmaya giriyoruz.

    Üst geçide doğru hızlıca yol alıyoruz. Merdivenlerden çıkıp üst geçide çıkıyoruz ve düşman askerlerini etkisiz hale getiriyoruz. Üst geçit temizlenince bankaya doğru koşar adım ilerlemeye devam ediyoruz.

    Yolda bir düzine direnişçiyle daha karşılaşıyoruz. Onları etkisiz hale getirdikten sonra yolda ilerlerken ara sokaktan bir T-90 Tank çıkıyor ve bize saldırmaya başlıyor. Hemen siper almak için önceki depremin yolda açtığı geniş yarığa giriyoruz ve tanktan kaçıyoruz. Açık bir kapı bulup sığınmak için ona doğru girerken tank ateş ediyor ve sarsıntının etkisiyle hepimiz yere düşüyoruz.

    Campo herkesi yokluyor ve iyi olduğumuzdan emin olduktan sonra ayağa kalkıp bir çıkış arıyoruz. Çıkışı bulup sokağa çıktığımızda büyük bir bina görüyoruz ve banka olduğunu düşünüyoruz. İlerlemeyi düşünürken bize saldıran T-90 Tankı geliyor ve geri geri bankaya doğru gidiyor. Hemen siper alıyoruz ve tank bize doğru ateş edecekken bir AT-4 Roketatarı tarafından patlatılıyor. Böylece bankaya ilerlemeye devam ediyoruz.

    Binaya doğru ilerlerken Güneyden ve Doğudan üç adet daha tank geliyor ve Javelin Mangası'nın düştüğünü görüyoruz. Bu yüzden FGM-148 Javelin Tanksavar Güdümlü Füzesini alıyoruz ve tankları düşürüyoruz. Böylece binaya biraz daha yaklaşıyoruz.

    Bankanın önünde toplanıyoruz ve giriş çok sıkı korunduğu için alternatif bir yol arıyoruz. Matkovic ve biz binanın doğu yakasına gidiyoruz. Orayı koruyan az sayıda askeri indirip bahçe duvarını aşıyoruz, jeneratörlerin ve yangın merdivenlerinin olduğu bir bölüme geliyoruz. Buradan içeri girebiliriz. Biraz yukarıda bulunan merdivene zıplayabilsin diye Matkovic'e destek oluyoruz. O da merdiveni bizim için indiriyor.

    Bir tuvalet penceresinden içeri giriyoruz ve bir düşman askeri Matkovic'e yakın dövüşle saldırıyor. Düşmanı bıçaklayıp arkadaşımızı kurtarıyoruz. Artık binanın içindeyiz. İçerideki düşmanları etkisiz hale getirip ana merdivenlere geliyoruz. Birliğimiz dışarıdan düşmanı içeri doğru püskürten içeriden de biz düşmana saldırıyoruz. İki cephe arasında kalan düşman fazla dayanamayıp düşüyor.

    El-Beşir'le ilgili herhangi bir kanıt bulmak için görevlendiriliyoruz ve mangamızla bodrum katını temizlemek ve kasaya ilerlemek için binanın daha da içine giriyoruz. Merdivenlerden aşağı inince banka müşterilerine ait kişisel kasalar ve özel odalar görüyoruz. İleride asansörün olması gereken yerde de bir boşluk olduğunu fark ediyoruz.

    Bodrum kata bu asansör boşluğundan iple iniyoruz ve korunduğunu tahmin ediyoruz. İçeri dalmadan önce bir flaş bombası atıyoruz. Ve bodrum katında sayıca çok olan düşmanları etkisiz hale getiriyoruz.

    El-Beşir'in içinde olabileceği ana kasayı buluyoruz. İçeri dalıp etrafı kolaçan ediyoruz ve düşman olmadığını görüyoruz. İçerideki kutuda bir adet Rus yapımı kitle imha silahı buluyoruz ve iki tanesinin kayıp olduğunu görüyoruz. Ayrıca Paris ve New York şehirlerinin haritalarını ve 6.02 saatli bir trenin işaretli olduğunu görüyoruz. Güvenlik kamerası kayıtlarından Faruk El-Beşir'le Süleyman'ın konuştuğunu görüyoruz. Çok vaktimiz olmadığı için kitle imha silahını alıyoruz ancak bilgileri geride bırakıyoruz.

    Comrades

    [​IMG]

    Yer Paris, Fransa. Tarih, 13 Kasım 2014. Maceramıza Dimitri Mayakovsky olarak devam ediyoruz. GRU (Rus İstihbarat Teşkilatı) ajanıyız. Silahımız As Val Piyade Tüfeği. Kiril ve Vladimir ile birlikte Euronext binasına doğru gidiyoruz. Aracın içinde bombayı her ne pahasına olursa olsun durdurmamız gerektiğini konuşuyoruz ve sinyal boğucuyu aktif hale getiriyoruz. Euronext binasının otopark girişinden zorla içeri giriyoruz.

    Otoparklardan geçip düşmanları indiriyoruz ve muhtemel saldırı için toksik gazların saklandığı bir odaya giriyoruz. Bombayı taşıyan da oradan kaçmaya başlıyor ve aynı anda gaz saldırısı başlıyor. Biz de maskelerimizi takıyoruz. Bomba taşıyanı kovalıyoruz.

    Zemin kata geldiğimizde dışarı polis barikatına doğru kaçmaya başlıyor. Bize geri geleceğini tahmin edip bekliyoruz ancak aradan sıyrılıp kaçıyor. Biz de onu kovalamak için PLR üyeleri, Fransız polisi ve GIGN (Fransız Silahlı Kuvvetleri) ile çatışıyoruz. Bir iç bahçeye doğru kaçarken bize dönüp RPG-7V2 Roketatarıyla ateş ediyor ve yanımızdaki otobüs havaya uçuyor. Dimitri'ye bir şarapnel parçası isabet ediyor ve göğsünü deliyor. Bombacıyı yakalamak için onu geride tek başına bırakıp ölüme terk ediyoruz. Bombacıya karşı büyük nefret duyuyoruz.

    Onu kovalamaya başlıyoruz. Kaosun içindeki sokaklardan geçip bir tren istasyonuna kadar onu kovalıyoruz. Tren istasyonunda bize saldırıyor ve yumruk yumruğa dövüşüyoruz. Pataklaya pataklaya yere seriyoruz ve onu tren raylarına fırlatıyoruz. Hemen sonra bir tren onu ezip geçiyor. Taşıdığı çantaya bakıyoruz ama içi boş çıkıyor. Paris'te kitle imha silahı patlayarak 80.000 kişinin ölümüne sebep oluyor.

    Thunder Run

    [​IMG]


    Tarih 31 Ekim 2014. Yer Kebir Çölü, İran. Jonathan Miller olarak bir grup M1 Abrams Tankının arasında başlıyoruz oyuna. Çocuğumuzun bize hediye ettiği oyuncak dinozora bakıyoruz. Bir ekip arkadaşımızın uyarısıyla dikkatimizi toparlıyoruz. Çölde ilerlerken PLR tanklarıyla savaşıyoruz.

    Çölde bir üsse yaklaşırken MAV (Mikro Hava Aracı) görüntüsü ile bir hava saldırısı çağrısı yapıyoruz. Uçaklar saldırıyı bitirdikten sonra tank grubu olarak hızlıca tekrar saldırıp üsteki bataryaları patlatıyoruz.

    İlerlemeye devam ediyoruz ve kaçan iki tane tank tanımlıyoruz. Bizi açık alana çekip tuzak kuruyorlar. Sol tarafımızdan 4 tank daha tepeyi siper alarak bize saldırıda bulunuyor. Çoğunu etkisiz hale getiriyoruz. Kalanlar da kaçmaya başlıyor, onları da kovalayıp indiriyoruz. İleride düşman konvoyu görüyoruz.

    Konvoyu vurmaya başlıyoruz. Konvoy duruyor ve dışarı piyadeler çıkıyor. Bu sırada düşman tankları da geliyor ve bizi yoğun ateş altına alıyorlar. Önce tankları sonra piyadeleri vuruyoruz. İlerlemeye devam ediyoruz.

    İleride bir tıkanıklık görüyoruz ve sebebini öğrenmek için yanlarına gidiyoruz. Mayın tarlasını temizlemek için askeri mühendis bir patlatma sistemi kurmuş ama hazır oladan önce PLR saldırıda bulunmuş. Meydanın ortasında bulunan tetikleyici alacak birine ihtiyacı var. Ağır ateş altında gidip tetikleyici alıyoruz. Dönüp mayın tarlasını büyük dumanlar çıkartacak şekilde patlatıyoruz. Böylece yolumuz açılmış oluyor. Tankın .50 Kalibre Ağır Makinalı Tüfeğine çıkıp grubumuzla ilerlemeye devam ediyoruz.

    Yolda bir sürü RPG-7V2'ye maruz kalıyoruz. Silahçılarını indirip ilerlerken bombacı arabalar bize doğru hücum ediyor, bir tankımızı patlatıyorlar, sanki cehennem ateşi. Üst geçitteki düşmanları ve diğer bombacı arabaları da indirip ilerlemeye devam ediyoruz.

    Fear No Evil

    [​IMG]

    Aynı günün akşam üzeri aynı karakterle (Miller) devam ediyoruz. Yer Tahran Şehir Merkezi, İran. Misfit 1-3'ü kurtarma görevindeyiz. M1 Abrams Tankıyla şehirde ilerliyoruz. Misfit 1-3'le bağlantımız çevredeki uzun binalar yüzünden kesiliyor. Daha açık bir alana çıkmak istiyoruz ancak yol kapalı. O yüzden dar bir ara sokakta ilerliyoruz.

    Genişçe bir caddeye çıkıp sola dönüyoruz ve her yerden gelen RPG-7V2 saldırıları önümüzdeki tankı havaya uçuruyor. Yolun da kapalı olmasından dolayı hemen sağımızdaki ofise girip duvarları yıkarak bölgeden uzaklaşıyoruz. Çıktığımız yeni bulvarda bankanın oradaki üç adet T-72 düşman tankını ve onlarla birlikte düşman piyadelerini indiriyoruz. Bankaya yaklaşırken düşmanca ele geçirilen bir Javelin Roketatarıyla vuruluyoruz ve hidroliklerimiz bozuluyor. En azından Misfit 1-3 ile iletişime geçebiliyoruz. Misfit 1-3 bize bir kitle imha silahı bulduğunu bildiriyor ve PLR ele geçirmeden önce onları götürmemizi arz ediyor. Yönlendirdiğimiz taleple bir UH-1Y Venom Hizmet Helikopteri geliyor ve Misfit 1-3'ü götürüyor. Yer olmadığı için sonraki postayı beklememiz gerekiyor ve yeniden gelmelerinin yaklaşık 15 dakika süreceğini söylüyorlar.

    Bu sırada bölgeye her yerden PLR piyadesi akın ediyor ve onları püskürtmeye çalışıyoruz. Sonunda sayıları o kadar çok oluyor ki tankımıza çıkıp bizi dipçikle bayıltıyorlar.

    Gözümüzü açtığımızda karşımıza Süleyman çıkıyor. Elinde çocuğumuzun oyuncağı var. Bizi video kameraya kaydediyorlar ve Faruk El-Beşir kısa bir konuşma yapıyor. Süleyman'da boğazımızı kesiyor.

    Night Shift

    [​IMG]

    Blackburn olarak devam ediyoruz. Tarih 2 Kasım 2014. Yer Tahran, İran. Faruk El-Beşir'i indirmek için Campo'yla birlikte bir saldırı timinin keskin nişancılarıyız. Timin lideri Cole. Hedef bölgeye ilerlemek için helikopter iniş alanındaki ışıkları patlatıyoruz. Yeterince karanlık olan bölgeye Cole ve tim iniyor. Biz de onlara yukarıdan M40A5 Mavzer Tipi Keskin Nişancı Tüfeğimiz ve gece görüşlü dürbünümüzle yardımcı oluyoruz.

    Geçeceği sokakları sessizce, PLR'a hissettirmeden temizliyoruz. Başka bir çatıya çıkmak için sokak seviyesine iniyoruz ve gizlice ilerliyoruz. Önceden belirlediğimiz Buluşma Noktası "Bravo"ya geliyoruz ve timi bilgilendiriyoruz. Tim karşıya geçmeden önce sokağı temizliyoruz ve başarıyla karşıya geçiyorlar. Buluşma Noktası "Charlie"ye gitmek üzere tekrar sokağa iniyoruz. Düşman konvoylarının geçtiği bulvarda görünmemek için üst geçidi kullanıyoruz. İlerlerken bir PLR üyesini görüyoruz. Bıçaklamak için gizlice arkasına yaklaşıyoruz ama bizi fark ediyor ve silahını ateşliyor, kısa süreliğine göğüs göğüse muharebede bulunuyoruz. Sonu onu bıçaklamamızla bitiyor. Ancak silah seslerini duyan PLR binaya geliyor ve onlardan kaçmaya başlıyoruz.

    PLR'dan kaçarken sokakta durmadan ilerliyoruz ve açık kanalizasyon girişini bulunca direk içine atlıyoruz. Campo girişe bir patlayıcı kuruyor ve patlamayla giriş tıkanıyor. Böylece arkamızı güvene almış oluyoruz. Kanalizasyonda ilerliyoruz.

    Kanalizasyondan bir çıkış buluyoruz ve sokak seviyesine çıkıyoruz. Birkaç düşmanı daha vurduktan sonra Miller'ın idam edildiği odayı buluyoruz. Baskında bulunan düşmanları elimine ettikten sonra timimizle alışveriş merkezinin önünde buluşuyoruz.

    AVM'nin içinden hedef binaya doğru ilerliyoruz. Campo'yla biz yükseğe çıkıp kuş bakışıyla time destek oluyoruz. Tim de binaya yaklaşıyor ve bölgeyi aramaya başlıyor. Bir sürü düşman dalgasını def ediyoruz . Tim Faruk El-Beşir'i buluyor ancak El-Beşir bir araca atlayıp bölgeden uzaklaşmaya başlıyor. Hemen Campo'yla gideceği yola doğru hareketleniyoruz ve MP7 Tüfeğimizle araca hasar veriyoruz. Araç da dönerken kaza yapıyor ve El-Beşir'i baygın halde ele geçiriyoruz. AVM'ye doğru geriliyoruz.

    Yolda PLR ile mücadele ediyoruz ve onu düşmandan koruyoruz. V-22 Osprey Helikopterine taşıdığımızda bize Süleyman'ın kendisine ihanet ettiğini ve New York ile Paris'te Kitle İmha Silahı ateşleyeceğini anlatıyor. Sonra ölüyor.

    Rock And A Hard Place

    [​IMG]

    Yer Aras Nehri, İran. Tarih 9 Kasım 2014. Henry Blackburn olarak mangamızla birlikteyiz. Growler ITV Aracındayız, diğer Misfit birlikleri ile buluşmaya gidiyoruz. İlerlerken bilinmeyen bir düşman tarafından saldırıya uğruyoruz. Düşmanları M416 Piyade Tüfeğimizle başarıyla bozguna uğrattıktan sonra onların Rus olduğunu öğreniyoruz. Rusya'nın PLR'la olan ilişkisini örtbas etmek için buraya Kaffarov'u öldürmeye geldiğini düşünüyoruz.

    Misfit'le ve komutanımız Cole'la buluşuyoruz. Bölgeye onlarca Rus piyadenin paraşütle indiğini görüyoruz. Biz Kaffarov'un villasına doğru ilerlerken Ruslar büyük bir direnişte bulunuyor. Bir sürü piyade, tank ve araç yok ediyoruz. Başka düşman kalmadığını düşündüğümüzde bizim de büyük kayıplar verdiğimizi görüyoruz. Cole, biz ve mangamız dışında bütün Misfit birlikleri yok olmuş. Biz konuşurken bir anda Su-25YM Rus Savaş Uçağı bize saldırıda bulunuyor.

    Siperden sipere geçip bir aracın arkasında FIM-92 Stingers Roketatarı buluyoruz ve Rus uçağını indiriyoruz. Geriye baktığımızdaysa Campo'nun ve Matkovic'in öldüğünü görüyoruz. Geriye sadece biz, Montes ve olaydan etkilenmemiş görünen komutanımız Cole kalıyor.


    Kaffarov

    [​IMG]

    Yer Aras Nehri, İran. Tarih 9 Kasım 2014. Dimitri 'Dima' Mayakovsky olarak oyuna devam ediyoruz. Ekip arkadaşlarımız Kiril ve Vladimir ile birlikte, yanımızda silahların bulunduğu bir kutuyla birlikte uçaktan atlıyoruz. Kutu düşüyor ve biz de onun düştüğü yere paraşütle iniyoruz.


    Kutuyu gören ve araştırmaya gelen Kaffarov'un askerlerini PP-2000 ve AEK-971 tüfekleriyle etkisiz hale getirip araçlarına biniyoruz. Kaffarov'un asker konvoyuna karışıp gizlice villasına yaklaşıyoruz. Kontrol noktasına girdiğimizde ise artık düşmanla çatışmaya başlıyoruz ve önümüze gelen düşmanları indire indire villaya gidiyoruz.

    Villadaki düşmanları da temizleyip birçok alandan Kaffarov'a ulaşmaya çalışıyoruz. Sonunda bir helikopter pistine çıkıyoruz ve Ka-60 Kasatka Helikopteriyle kaçmaya çalışan Kaffarov'u yakalıyoruz. Havalanan helikopterde göğüs göğüse dövüşüp birlikte evin havuzuna düşüyoruz. Kaffarov canının karşılığında Süleyman ile ilgili her türlü bilgiyi bizimle paylaşacağını söylüyor ve bize rüşvet de teklif ediyor. Yüzüne çakıp onu bayıltıyoruz.

    Sonrasında oyuna Blackburn olarak devam ediyoruz. Aynı günün akşam saatleri, aynı yer. Villanın girişi. Manga erleri Campo ve Matkovic ölü. Montes, Cole ve biz varız. Binaya girip arama yapıyoruz. Biz havuz kısmına bakıyoruz ve Dima bize MP-443 Grach tabancası tutuyor. Bu kitle imha silahlarının Rusya'da çalındığını, Süleyman'ı durdurmayı onların da istediğini ve Amerika ile Rusya arasında savaşı önleyebileceklerini söylüyor. Dima'ya inanıyoruz. Bu sırada komutanımız Cole geliyor ve Dima'ya ellerini kaldırmasını söylüyor. Dima'nın yakalanmaması için komutanımızı, Cole'u öldürüyoruz.


    The Great Destroyer

    [​IMG]

    Blackburn olarak oyunun son bölümüne geliyoruz. Tarih 14 Kasım 2014, Yer New York City, NNew York, Amerika Birleşik Devletleri. Komutanımız Cole'u vurmamız üzerine sorgu odasına götürülüyoruz ve ara sahnelerde olayı anlattığımız odadayız. CIA'i ikna edemiyoruz ve o yüzden bizimle aynı odaya getirilen Montes'le anlaşıp oradan kaçıyoruz. Gelen 6.02 trenine doğru koşup ilk bölümü, Semper Fidelis'i oynuyoruz. Süleyman'ın bizi yere serdiği bölüme kadar geliyoruz.


    Ondan sonra Süleyman'ın bizi öldürmesini engelleyip ayağa kalkıyoruz. Piyadesini esir alıyoruz. Elindeki tetikleyiciye basarak trendeki bombaları patlatıyoruz ve patlamanın etkisiyle yere seriliyoruz.

    Kalktığımızda Süleyman'ın emirler yağdırdığını ve koştuğunu duyuyoruz. Kitle imha silahına el koymak için onun peşinden gidiyoruz. Açılan bir yarıktan kanalizasyona iniyoruz ve düşmanlarla SG553 Piyade Tüfeğiyle çatışıyoruz. Yüzeye çıkan bir merdiven bulduğumuzda yanımıza bir New York Polis Departmanı Aracı geliyor ve sürücüsü Montes çıkıyor. Bize soru sormamamızı ve binmemizi söylüyor. Dediğini yapıyoruz.

    Polisler Time Square Meydanı'nda silahlı birlikler olduğunu söylüyor ve PLR olduğunu düşünüyoruz. Oraya doğru ilerliyoruz. Meydana giderken Süleyman'ın aracını görüyoruz ve M9 Tabancasıyla ateş ediyoruz. Montes de aracı kullanarak Süleyman'ın otomobilini deviriyor.

    Kısa bir baygınlıktan sonra gözlerimizi açıyoruz ve elinde silahla Süleyman bize yaklaşıyor. Montes ona silah çektiği anda Süleyman onu vuruyor ve bizim yanımıza geliyor. Ateş ettiğinde silahta mermi olmadığı için tetik boşa dönüyor ve biz de onunla göğüs göğüse muharebe ediyoruz. Vahşi bir dövüşten sonra Süleyman'ı bayıltıyoruz, kitle imha silahının kutusunu açıyoruz ve bombanın güvende olduğunu görüyoruz. Bizi izleyen kalabalığa ve Times Square Meydanı'na bakıyoruz.

    "Radyasyon hayat gibidir, kendine has zarar veren bir olay. Belki bir otuz yıl daha yaşarım, belki de yarın ölürüm. Burada hikayemi anlatıyorum. Süleyman'ın El-Beşir ve Kaffarov gibi güç delisi adamları kullanıp dünyayı ateşe vermesinin hikayesi. Ve Amerikalı Asker, tıpkı benim gibi, en zor yolu seçti. Ama pişman değilim. Her zaman Rusya'ya hizmet ettim, bir fark yaratmaya çalıştım. Bazen zor kararlar vermek zorunda bırakıldım. Bir sürü hayat kurtarıldı, bir sürü de kaybedildi. Moskova bunu benim gibi görmüyor, eminim. Ama yeter artık. Vladimir'in söylediği gibi, Sadece bir kere ölebilirsin, buna değdiğine emin ol" -Dima

    Yazar: Ucan tosba
     
    MaCiT35 bunu beğendi.